27 Ağustos 2018

27 Ağustos 2018

Gönül isterdi ki cümlelere Avrupa heyecanıyla başlayalım. Antalyaspor’un Fenerbahçe’yi nasıl yendiğinden bahsederken gelecek sezon Avrupa’da neler olabileceği hayallerini kuralım…

Gelinen noktada; sezon başı küme düşme adaylarının başında Antalyaspor’un gösterilmesini unutup eleştiri oklarını atanların olması aslında sevindirici bir durum. Demek ki mevcut yönetim, bu kadar büyük hayalleri kurdurabilecek vizyona sahip bir topluluk.

Sezon boyunca “Ah bu da kaybedilir mi?” dediğimiz maçlar yok mu? Var. Kaçtığına inanamadığımız gol pozisyonları yok mu? Onlar da var.

Ancak gerçek olduğuna inanamadığımız rüya gibi kazanılan maçlar da var. Unutmayalım.

Taraftar Avrupa hayali kurarken, kulübün UEFA Kulüp Lisansı’nı ‘şimdilik’ alamamış olmasını da es geçmemek lazım. Sezon başı kampında rehin tutulan bir takımın, UEFA Kulüp Lisansı’nı alamamış olmasını ‘aşırı’ eleştiri olarak kullananların bilgisiz mi, yoksa art niyetli mi olduğuna ben karar veremedim.

Avrupa şansını sürdüren Antalyaspor’da mevcut yönetimden bu lisansın alınmasını istemek her taraftarın hakkıdır. Ancak gözden kaçırmamamız gereken detaylar da var.

Yaklaşık 15 senedir uygulamada olan UEFA Kulüp Lisansı’nı Antalyaspor’un sadece 3 kez elde edilebildiğini ve bunların bir tanesinde de Ali Şafak Öztürk’ün başkan olduğunu büyük olasılıkla birçoğunuz bilmiyor. Diğerleri de Hasan Akıncıoğlu dönemine denk geliyor.

Dolayısıyla bu lisansın alınamaması Antalyaspor için olağanüstü bir durum değil.

Avrupa hedefinde hiç olunmasaydı ve lig 10. sıra seviyesinde tamamlansaydı geçmiş yıllarda olduğu gibi kimse UEFA Kulüp Lisansı’na takılmayacaktı, hatta alınıp alınmadığının farkında bile olmayacaktı.

Bir başarısızlık yaratmaya çalışmak yerine 27 Ağustos 2018 tarihinde yapılan sezonun en iyi transferiyle birlikte gelinen bu noktanın keyfini çıkaralım.

Koray GEÇGEL / Toros Gazetesi