Deniz Karataş ile çok özel röportaj ve önemli açıklamalar

deniz-karatas-murat-ozgen-1Antalyaspor’un son iki genel kurulunda adı başkan adayı olarak geçti. Evet, bu anlamda çalışma yaptı ama ne geçen sene ne de bu sene kendisi hiç resmen ‘Ben adayım’ demedi. Aday da olmadı. Kamuoyunda oluşan algı ise farklı. ‘İki kez aday oldu, son gün çekildi’ diyenlerin aksine ‘Ben başkan adayı olmadım ki çekileyim’ diye konuşuyor. İşte ilk kez bu kadar kapsamlı konuşan ve tüm yaşadıklarını anlatan Deniz Karataş.

“İş dünyasında tanınan, sevilen başarılı biri olmanıza rağmen spor dünyası bir yıldır sizin adınızı daha çok ve belki de ilk kez duymaya başladı. Nereden çıktı bu Antalyaspor aşkı?” diye sorarak başlıyoruz röportaja.

Deniz Karataş’ın gözleri dalıyor ve başlıyor anlatmaya: Bugün değil elbette. Daha İlkokul çağlarımda Namık Kemal İlkokulunda öğrenciyken babamın beni maça götürmediği zamanlarda kaçarak gider, Atatürk Stadı’nın çevresinde bulunan apartmanların zillerine basar, biri açsa da çatısına çıkabilelim diye dua ederdik. En kötü ihtimal devre arasında kapılar açılır da hayallerimizdeki takımı izleriz diye fırsat kollardık. Demir kapıları zorlardık. O zamanlar stad dolu olurdu, bilet de yer de bulamazdınız. Aralardaki merdivenlere oturur, birisi çıkacağında kalkmak zorunda kalırdık, bir gözümüz maçta diğer gözümüz poliste olurdu. Çünkü merdivene oturmamızı istemezdi, e yer yok? Hayatımda hiç başka takım tutmadım zaten. Benim ikinci takımım hiç olmadı. Antalya’da doğarken Antalyasporluydum, bugün de öyleyim, ölürken de öyle olacağım!

Peki başkanlık konusu nereden çıktı birdenbire?

Birdenbire olur mu? Yıllardır aklımda. Ancak kendimi şimdi hazır hissettim. Üniversite çağımda ve sonrası çok sert, zorlu, yoğun bir iş, çalışma dönemine girdim. Ailemden bana geçen bir iş temposuyla; Antalya’nın neredeyse her mahallesinde inşaat yaptık. Baba tarafım Aksulu, anne tarafım Geyikbayırlı, yani bir taraf şehrin batısı diğer taraf doğusu. Ben de Konyaaltı’da doğdum. Köylerimizde bile ciddi yatırımlar yaptık.  Aile büyüklerimiz arsasıyla birlikte cami yaptırmış okul yaptırmış, eğitim merkezleri, külliyeler yaptırmış, memleketine olan vefa borcunu böyle ödemiş. Ben de Antalya’mızın en büyük markasına hizmet etmek arzusundaydım. Bu memleketten kazandığımla bu memleketin en büyük markasına faydam olsun istedim. İş dünyasında 20 yıldır sivil toplum kuruluşlarında görev alıyorum. Bunlar hep gönül işleri bir maaşı yok. Görev yaptığım her alanın başında  Antalya yazar; Antalya Genç İşadamları Derneği, Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği, Antalya Enerji, Antalya Güçbirliği Platformu, Antalya Güçbirliği Holding,  Antalyaspor da olsun istiyorum.

deniz-karatas-murat-ozgen

Geçen sene başkan adayı olmadınız mı? Neden Genel Kurul günü listenizi sunmadınız?

Aday olmadım. Evet bu konuda bir çalışma yaptım ama 1 kişinin elini kandırmasıyla sonuçlanan bir sistem var seçimde. Genel kuruldan uzun bir süre önce yeni yönetimin seçilmesinde tek yetkili olan eski başkan telefonunu kapattı ve şehir dışına çıktı. Biz kendisine ulaşamadık, akrabaları aracılığıyla haberleşmeye çalışırken, seçime birkaç gün kala o zamanki başkan Hasan Akıncıoğlu’nun kardeşi Mehmet Akıncıoğlu’nun Necati Yılmaz ile aynı arabada bir arkadaşımın ofisine geldiklerine ve yakınlıklarına tanık oldum. Hasan Bey ile eski dostluklarını, mesai, iş ve bir takım ortaklıklarının olduklarını duydum. Görünen tabloda yetkili Hasan Bey’e bizden çok daha yakın oldukları ve bu işi eskiden beri konuştukları izlenimi çok kuvvetle ortadaydı. Bana da sayın Yılmaz kesin kazanacağını söyledi. Ben de Don Kişot gibi yel değirmenine saldıracak değilim ya. Madem böyle bir durum var, o zaman başkan adayı olmam, yönetime girerim dedim. O an yanımda olan 3 arkadaşım ile birlikte toplam 1 milyon lira katkı koyabileceğimizi ifade ederek Necati Yılmaz’ın başkanlığındaki yönetim kurulu listesine 4 kişiyle destek olduk. Yani geçen seneki seçimde başkan adayı değil, yönetici adayıydım.

Size kesin kazanacağınız mı söylendi ki listeye girmeyi kabul ettiniz?

Evet. Seçim sonucunun Necati Yılmaz lehine olacağı, tek başına başkanı belirleme hakkı bulunan Antalyaspor Kulübü Derneği’nin, Yılmaz lehine karar vereceği söylendi. Ancak kongre günü hiç de öyle olmadı. Belki birçoğumuzun bildiği, ya da tahmin ettiği gibi dernek yönetimi toplantıya girdiğinde farklı şeyler oldu. Durum 5-4 Gencer lehine dendi. Şaşırdım. Daha sonuç açıklanmadan, bizim listeye yakın bazı isimler ‘Kongre salonundan ayrılalım. Bu iş bitti’ dediler. O gün başkan adayı olarak değil, yönetim kurulu üyeliğine aday biri olarak oradaydım.

Aradan 1 yıl geçti ve hiç konuşmadınız.

Konuşmak Antalyaspor’a zarar verirdi. Biz olaya 1 günlük veya 1 yıllık bakmıyoruz ki. 40 yıllık 50 yıllık bakıyoruz. Antalyaspor’a hizmet etme arzumuz, hevesimiz o gün bitmiş olsaydı, bugün belki bu söyleşiyi de yapmıyor olurduk.

Bu sene de adınız başkan adayı olarak geçti. Başkan adayı oldunuz mu, neden vazgeçtiniz?

Adımın başkan adayı olarak geçmesi ile ilgili; ‘kamuoyunun beklentisi’ diyebilirim. Beni o dönemde siz de çok kez aradınız. Size hiç başkan adayı olduğumu söyledim mi? Arayan herkese, ‘Antalyaspor’u mali, idari, hukuki ve sportif açıdan inceliyoruz. Sadece bir araştırma yapıyoruz’ dedim. Size de aynı şeyi söyledim. Biz işadamıyız. Hangi işe girersek girelim, öncesinde bir fizibilite çalışması yaparız. Önceki sene de yaptım, bu sene de yaptım. Geçen sene durum daha netti. Bayrağı Hasan Akıncıoğlu’dan devralmakla Gültekin Gencer’den devralmak arasında fark var. Bu sene görüntü flu, su bulanıktı. Defalarca sözlü olarak ve son kez yazılı olarak kulübün mali durumu ile ilgili bilgi istedim. Ben zaten Antalyaspor A.Ş’nin hissedarıyım. Bu benim kanuni hakkım. Hesaplarda ne olduğu belli olmayan detaylar vardı. Ben başkan adayı hiç olmadım. Ne geçen sene, ne bu sene. Geçen seneki durumu anlattım. Bu sene de görüntü net olmadığı için aday bile olmadım.

Seçimden önce Gültekin Gencer ile görüştünüz mü?

Evet görüştüm. Genel Kurul kararı aldıklarını açıkladıktan sonra aradım kendisini. Her şeye rağmen kulübümüze hizmet etmek istedi ama olmadı. Hizmetleri için teşekkür ettim. Yanımda 5-6 arkadaşım da vardı konuşurken. Kendisine, ‘Aday olacak mısın’ diye sordum. ‘Ben istifa etmedim ki. Daha iki yıl görev başındayım’ dedi. Oysa ki o basın toplantısında ‘Aday çıkarsa ben yokum’ demişti. ‘Sen de gel benim listeme gir’ dedi. Ben de kendisine, ‘Beni ilk sıraya başkan olarak yazsan, kendini de 19’uncu sıraya yazsan olmaz’ dedim. Geçen sene de aynı teklifine olumsuz cevap vermiştik.

deniz-karatas-1

Peki ama kamuoyundaki algı neden? Reklam yaptığınız, hatta son günlerde şov yaptığınız söyleniyor.

Bilemiyorum. Her şeyi açıkça anlattım. Ben iki seçimde de başkanlığa aday olmadım. Benim reklam yapma ihtiyacım var mı sizce? Başkanı olduğum İnşaat Müteahhitleri Derneği’nin 3 bin 100 üyesi var. 30 birlik başkanı ve 80 bin üyenin temsil edildiği Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesiyim, Türkiye çapında Genel Başkan Yardımcısıyım. Kime reklam yapmalıyım sizce? Şov işine gelince. Bunu bana söyleyen kişi, bunu en son söylemesi gereken kişi aslında. O yüzden cevap vermem, polemiğe girmem.

Mevcut Başkan kendi listesindeki isimleri aradığınızı ve olumsuz telkinle akıllarını çeldiğinizi söylüyor.

Mevcut yönetimdeki arkadaşların birçoğu ile tanışırım. Kimi ile ortaklığımız, ticari ilişkilerim, kimi ile STK’larda birlikteliklerimiz var. Sadece onlarla görüşmedim. Şehrin ileri gelenleri, büyüklerimiz, kanaat önderlerimizle de görüştüm. Ancak hiç kimse ‘Bu yönetime girersen ticari hayatın tehlikeye girer’ gibi bir telkinde bulunduğumu söyleyemez. Kendi ölçülerinde hepsi kendilerini kanıtlamış insanlar. Benim söylememle fikir değiştirirler mi? Bu insanların kendi fikirleri yok mu? Bunu söyleyen kişi, en başta kendi çalışma arkadaşlarını küçümsemiş olur. Ben seçilmiş yönetime saygı duyarım. Görev onların. Tek isteğimiz Antalyaspor’u layık olduğu yere taşımaları, hak ettiği gibi yönetmeleri. Ben artık herkes gibi bir Antalyaspor taraftarıyım. Hizmet sırası bize gelirse, elimizi taşın altına koymaktan çekinmeyiz. Biz almak için değil, vermek için gelenlerdeniz.

(Sabah AKDENİZ)