Dünü bilmek gerek !..

Maalesef bazı kişi ya da kişiler, bugünü yaşıyor, yaşatmaya da çalışıyor ki, eksik kaldığını hissediyor olacak, “Akıllarına gelene yaşattığımız kardır” zihniyetiyle hareket ediyor/ ediyorlar!..

Dünün yetme bebeleri, bugün benim ne derece Antalyasporlu olup olmadığımdan bahsediyor. Sanırsınız ki, ben onların istediği gibi birisi olmak zorundayım..

30 yıldır en küçük bir hatamı bulsalar, beni bir kaşık suda boğacak olanları isim isim verdiklerim dahi, bilmem ne yediğim ayaklarıyla akılları sıra yanaşmaya çalışıyor-ki, vay vay vay..

Bu, özellikle spor camiasında, bilmiyorlar ki cin olmadan şeytan olmaya çalışanlara ayakkabılarını ters giydirdik.

“Hayırdır” diyenlerin sesini duyar gibiyim..

Hatta.,

“Sen yıllardır böyle yazı yazmazdın” diyenleri de..

Öncelikle bazı şeylerin altını titizlikle çizmek istiyorum.

Antalyaspor Hasan Subaşı’dan sonra, bir başka Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yaptığı tesisine kavuştu. İlk antrenmanını da Perşembe günü gerçekleştirdi. Tesis konusundaki şeref, bugünün Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e ait.

Ve bana göre, Antalyaspor A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şafak Öztürk ve ekibi, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in ardında dağ gibi durduğu bir ekiptir.

Buraya kadar bir itirazı olan var mıdır?

Hani dedik ya, “Dünü bilmek gerekir” diye!..

Ben hatırlatayım.,

Hasan Subaşı dönemi vardı. Ve o dönemde, sadece bir taraftar grubu bulunuyordu. Takım zar-zor da olsa, Hasan Subaşı ve o dönem el ele verenler sayesinde 2. Lig’e düşmekten kurtulmuş, bir yıl sonra da, üst sıraları zorlama mücadelesi içerisine girmişti. O günlerde taraftar grubu, takımın kamp için gittiği Side’de otele gitmiş, belli bir konuda otel lobisinde tartışma çıkmıştı. Başkan Hasan Subaşı ayağa kalkıp, “Herkes haddini bilecek, taraftar taraftarlığını, futbolcu futbolculuğunu, yönetim yöneticiliğini, teknik adam da antrenörlüğünü yapacak. Sizleri bir daha takımın kamp yaptığı yerlerde görmek istemiyorum” diye çıkışmıştı.

Taraftar Başkan Hasan Subaşı’nın tavrı nedeniyle küstü.

Subaşı deplasman maçlarına otobüs tahsis olayını da tamamıyla kesti.

O dönemlerde, Antalya’nın en önemli iş adamlarından, benim de patronum Bülent Eyilik beyefendi, 07 Gençlik Grubu’na 15 günde bir deplasman maçlarına gitmek üzere 2 otobüs tahsis etti. İdaresini de bizzat kendim yürüttüm.

Subaşı’nın zihniyeti, “Herkes kendi işini yapacak” zihniyetiydi. Nesi yanlıştı?

Hasan Akıncıoğlu da aynı mantıktan taviz vermedi, “Yönetim bizim emir erlerimiz” düşüncesindeki zihniyetlerle mücadele etti.  Giderken de ardına bile bakmadan gitti.

Ve bugün Ali Şafak Öztürk Antalyaspor A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı..

Birilerinin ister ağabey, ister tecrübe yüklü bir Antalyaspor severi olarak dikkatlerini çekmek istiyorum.

Ali Şafak Öztürk ile yolda karşılaşsak, emin olun ben onu gazetelere çıktığından tanıya bilirim de, asla ve asla beni simam veya ismim ne bileyim işim ile ilgili kesinlikle tanımaz.

Çünkü bugüne kadar bir kez aynı ortamda oturduk, o da sıradan bir basın toplantısında.

Ali Şafak Öztürk, geçtiğimiz pazartesi günkü maç öncesi ve maçta tavır alan taraftarların asla ve asla başkanı olmaz.

Emin olun oldurmaya çalışsanız da, olmaz..

Diyeceksiniz ki, “Madem o kadar iyi tanıdığınız değil, nasıl bu denli emin olabiliyorsun?.”

Öncelikle, her iki tarafın da rengi belli.

Ali Şafak Öztürk bana göre diyor ki: “Bu takımın bir kuruşluk reklam geliri yok. Bu kulübün en küçük bir iddia geliri bırakılmamış. Galibiyet ya da beraberlikten gelen federasyon gelirine zaten temlik koyulmuş. İddia ne bileyim spor-toto hakları bir yıl öncesinden tamamıyla geçmiş yönetimce alınmış. Tüm bu olumsuzluk ve imkansızlıklara karşın ben takımı ayakta tutmaya çalışırken, eğer ki ben Antalyaspor taraftarıyım diyenler ardımda durmak yerine, kendimi vazgeçtim, takımın karşısında duruyorlar ise, yolları açık olsun.”

Peki, bu sözün üzerine konacak tek kelimelik söz olabilir mi?

Olursa, o sözü edenin Antalyasporluluğundan şüphe ederim.

Benim Antalyasporluluğumdan şüphe edip-etmeme olayına yorum getirecek muhteremin de, Antalyasporluluğunu tartışmaya açmayı kendime görev sayarım…


Vedat Gürhan / Akdeniz Manşet