Hangi beyin …

Hangi beyin …

Yıllar önce mantıklı insanların nasıl mantıksız işler yaptığı sorusu kafama takılmıştı. Nasıl oluyorda bir insan en sevdiği kişiyi öldürüyordu, çok sakin bir insan nasıl bir anda kontrolü kaybediyordu, şişman diyetisyen, uyuşturucu kullanan doktor nasıl olabiliyordu. Bu soruların cevabını internet de ararken, kendimi konu ile ilgili birkaç kitap okurken bulmuştum. Öğrendiklerim ise beni çok şaşırtmıştı.

Beynimizin bölümleri ile ilgili daha önce sol tarafın detaycı, matematiksel çalıştığı ve bilgi biriktirmek için kullanıldığını, sağ tarafın ise sezgisel, sanatsal, ilham verici olarak çalıştığını biliyordum. Alt ,orta ve üst beyinin nasıl çalıştığını öğrendikçe bazı şeyleri daha net anlamıştım.

Alt ve orta beyin yani hisseden beyin, hızlı, güçlü, bilinçaltı ve tecrübe ile anlık tepkisel kararlar veren, duygusal, kimyasal, hormonsal, düşüncesizce karar veren bölümdü. Amerikalı iktisatçi Colin Camerer’in dediği gibi “Hisseden beyin hızlı fakat yordamsız kararlar veren bir bekçi köpeği gibidir. Hırsıza her zaman saldırır, ancak bazen bekçiyi de ısırdığı olur” Hisseden beyini şu durumlarda kullanırız, 2*2 ye cevap verirken, boş bir yolda araç kullanırken, ani bir şekilde tehdit, tehlike, risk, kaygı… gibi duyguların sonucunda tepki verirken.

Üst Beyin yani düşünen beyini ise, hisseden beyinin tepkisinin ardından,  analiz ederken, duyguların yorumunu yaparken, alternatifleri değerlendirirken, problem çözerken vb… kullanırız.

Tehlike ise işler karışınca ortaya çıkar, düşünen beyin ve hisseden beyin daima kavga halinde olur. Hepimizin başına gelmiştir, kumanda arızalandı, üst beyin devrede, mühendis gibi düşünüyor, elde tornavida, tamir etmeye çalışıyorsun, başaramadıkça, huzursuzluk, sinir, panik artıyor ve sonunda kumandayı yere çarpıyorsun. Mühendis beynin yerini hisseden beyin aldı. Amaç daha iyi hale getirmekti, sonuç ise kumanda artık eskisinden kötü hale geldi.

Bu kavga hep devam eder,  yanlış kararların çoğunu bize hisseden beyinin aldırdığını söyleyebiliriz.

Sonuç olarak Sandro, Brezilya mili takımında defalarca oynamış ve kariyeri ortada bir futbolcu, daha önemlisi bir profesyonel, bu işten para kazanıyor, futbol oynarken hisseden beyninin onu bu kadar ele geçirmemesi gerektiğini hepimizden iyi biliyordur. Bu kartları hisseden beyin ile değil de düşünen beyni ile bilinçli yaptığını düşünmek dahi istemiyorum. Kulüp tarihimizin en ağır para cezası ile çarptırılmalı. Benzer şekilde Menez’e de ciddi uyarı yapılmalı.

Bu transferler için ben yönetimi suçlamıyorum, geçmişinden çok bariz belli değil ise, kimsenin gelmeden nasıl oynayacağını bilemeyiz ama gereken önlemleri gereken zaman da almakta yönetimin en büyük asli görevi. Suça ortak olmamak için gereken adımlar atılmalı. Yoksa kaos ortamında pozitif yönlerimizi de kaybettiğimizi, yediğimiz ilk golde Chico ve Celustska’nın birbirini tutarken yediğimiz kafa golünden ve bir çok oyuncunun çok kötü performans göstermesinden anlıyoruz.

Harun geçen hafta görevini ekstralarıyla birlikte yerine getirdi ama ona bu kadar sorumluluk verilirse altında kalabilir, ona haksızlık edilmiş olur, tane tane, üstüne koya koya ilerlemeli.

Üst beyinin hakimiyet zamanı geldi de geçiyor…

İki senedir çok istememe rağmen Bursa deplasmanına işim dolayısıyla gidemiyorum. ALKIŞLAR hem tezahüratları hemde görsel olarak Antalyamızı en iyi şekilde temsil eden ve ekran başında bizi gururlandıran Büyük Antalyaspor Taraftarlarına.

Saygılarımla;

Onur Öz